Üsküp Konuşmaları
₺450,00Medeniyetlerin kolektif ruhu vardır. Mekâna, tarihe, kişiliğe, zamana ve yaşam biçimine sinen bu kolektivite, o medeniyeti anlamamıza imkân verir. Şehirde, mekânda, tarihte ve kişilikte görünen bu kolektivite, aslında okunacak bir kitap, yorumlanacak bir hikâye, terennüm edilecek bir beste veya iman edilecek bir Yüce yaratıcıya, doğru yaklaşanların anlayacağı bir şekilde kendinden olana âdeta üfler. Bu yönüyle genelde Rumeli, özelde Üsküp, o şehri hayâlinde yaşatan Yahya Kemal’in dilinde de çeşitli imge, simge ve algılarla insanın belleğiyle gönlünde konumlanmış bir medeniyetin temsilcisidir.
Yahya Kemal’in Kaybolan Şehir şiirinde Üsküp ki Şar Dağ’ında devamıydı Bursa’nın/Bir lâle bahçesiydi dökülmüş kanın ifadesi; özlemin, millî benliğin, kimliğin ve muhayyilenin sevgiyle, özlemle ve hayranlıkla dile gelişinden başka bir şey değildir.
Bu yönüyle Üsküp, medeniyetimizin kimliğini ve kişiliğini oluşturan, tarih, millet, medeniyet, vatan, din duygularını geliştiren ve ileride yeni inşalara da yansıyacak pek çok değeri barındıran güçlü bir potansiyeldir.
O Üsküp’te ki medeniyetimizin hezimetinin sarsıntılarını en yakından duyan serhat şehri, kahramanlık hikâyelerimizin mekânı, İmparatorluğumuzun feci yıkılışını ve bir daha geri gelmeyecek olanın doğurduğu büyük üzmitsizliği ancak şanlı ve güzel eski günlerini hatırlamak suretiyle telafiye çalışan ‘kuğunun son şarkısı’ kadar güzel bir şehir…
Hiç kuşkusuz Üsküp’te tarihi, edebiyatı, dini, kültürü ve eğitimi konuşmak, aslında medeniyetimizin kolektif ruhunu bir başka ifadeyle yitik hafızayı arama, yenileme, inşa etme ve bulma gayretidir.
₺600,00Ütopya ve Modern Dünya
₺146,25Gerçeklik, sefalete erdiğinde düşlere sığınan Batılı zihin, kurguladığı ideal toplum ve devlet düşüyle yaşadığı sefaleti dönüştürmeyi dener. Böylece ütopya, düşle gerçeğin çatışmasından doğan, gerçeklikten kaçışın, dünya cenneti arayışının süreği olur. Ancak bu denklem, sondan başa doğru gidilerek kurulursa ideal toplum ve devlet tasarıları tahlil edilerek ütopik bilincin varoluş sebebine yani sefil gerçekliğe ulaşılır. Hangi ideal tasarılar, hangi sefil gerçekliklerin sonuçlarıdır? Ütopya ve Modern Dünya, bu sorunsalı merkeze alıyor.
Batı’da düşle gerçek çatışmasından ütopya doğuyor da aynı çatışma, İslâm dünyasında neden Batı’daki gibi sonuçlanmıyor? Öte yandan ütopik bilinçle ütopyaların ideolojilere, moderniteye, modernitenin gelişimine etkisi olmuş mudur? Günümüz dünyası ütopyalardan nasıl etkilenmiştir? Ütopya ve Modern Dünya’da bu soruların cevapları aranıyor: Gerçeklikten ütopyaya, ütopyadan gerçekliğe uzanan iki farklı okuma/düşünme biçimiyle analizler yapılarak günümüz dünyasıyla ütopya arasındaki bağlantılar inceleniyor.
₺195,00Yazının Düşüşü
₺97,50Seçimlerin bilince genişlik, zekâya keskinlik, gayrete direnç kattığı düşünülür. Dilimizi irademizle seçemediğimizden dil bilincimiz erken yaşlarda aksak, savruk kalıyor, uyanamıyor. Bu çağlarda dilin sunduğu imkânlarla imkânsızlıkları kavrayamıyor ama gene de geleceğe umutla bakabiliyoruz. Her türlü umudu ancak dilin taşıdığını fark ettiğimizdeyse vakit bir hayli geçiyor. Yazının Düşüşü; sanata, düşünceye, geleceğe, toplumumuza ve hakikate dair umutları, Türkçenin birikimiyle kullanımında arayan, bu yüzden gerçekliğin karamsar sınırlarına dayanan bir kitap.
₺130,00Yazının Düşüşü
₺315,00Seçimlerin bilince genişlik, zekâya keskinlik, gayrete direnç kattığı düşünülür. Dilimizi irademizle seçemediğimizden dil bilincimiz erken yaşlarda aksak, savruk kalıyor, uyanamıyor. Bu çağlarda dilin sunduğu imkânlarla imkânsızlıkları kavrayamıyor ama gene de geleceğe umutla bakabiliyoruz. Her türlü umudu ancak dilin taşıdığını fark ettiğimizdeyse vakit bir hayli geçiyor
Yazının Düşüşü; sanata, düşünceye, geleceğe, toplumumuza ve hakikate dair umutları, Türkçenin birikimiyle kullanımında arayan, bu yüzden gerçekliğin karamsar sınırlarına dayanan bir kitap.
₺420,00Yirminci Yüzyıl Edebiyat Teorisi
₺450,00Sanat/edebiyat eserlerini algılamak, yorumlamak ve çok daha seçkinlerini üretmek için kurama yönelen yazı toplumları, bu alanda zengin bir literatüre kavuşur. Çünkü eserin oluşumuyla algılanışına yön veren bir izlek, bir yordam son derece gerekli. Bu yüzden her dil, her kültür edebiyat eserlerini oluşturup yorumlamak için özgün -diyebileceğimiz- bir tarz geliştirir. Kuramsal dikkatiyle literatürü çoğunlukla çeviriye dayanan edebiyatımız bu alanda -kavram ve terimlerde dahi henüz uzlaşı sağlanamadığından- yolun başında, yordamsız sayılabilir.
Rus Biçimselciliği’nden Postkolonyal Eleştiri’ye değin on dört edebiyat kuramının irdelendiği Yirminci Yüzyıl Edebiyat Teorisi’nde editör K. M. Newton, Harold Bloom’dan Georg Lukacs’a, Terry Eagleton’dan Raymond Williams’a, Tzvetan Todorov’dan Edward W. Said’e, Julia Kristeva, Michel Foucault, Paul De Mann, Ronald Barthes’a değin elli dört yazarın/düşünürün öne çıkan makalesini derliyor. Kuramların karakteristiği anlatılırken oluşum sebepleri, devrin sosyal-siyasal şartlarının izdüşümleri de gözlenmeye çalışılıyor. Bu yüzden Yirminci Yüzyıl Edebiyat Teorisi okunurken son asrın dünyayı derinden etkileyen başat olaylarını, bu olayların toplumsal dönüşümlerle sanata/edebiyata yansımalarını da gözlüyoruz.
₺600,00Yirminci Yüzyıl Travnik Âlimleri
₺311,25Sirac Korkut Efendi, Besim Korkut Efendi, Derviş Spahiç Efendi, Kasım Maşiç Efendi ve Yakub Hadziç Efendi gibi kişiler Travnik’te Osmanlı ulemasından dersler alır ve Yirminci Yüzyıl Osmanlı ilmiye geleneğinin son temsilcileri olur. Mezuniyetlerinden sonra olağanüstü zor şartlarda hizmet eden bu âlimler, her vesileyle her yerde dinî hakikatleri haykırır, insanları irşat eder, inandıkları dava uğruna fevkalade çetin mücadeleler verir, zulüm görür, hapse girer, ağır bedeller öder. Bu âlimlerin çabaları halkın gönlüne dokunur; kitapları insanların ruhunu okşar. Yetiştirdikleri yüzlerce öğrenci yeni nesiller yetiştirir. Böylece gayret ve kavrayışlarının etkileri günümüze ulaşır.
Yirminci Yüzyıl Travnik Âlimleri, Osmanlı ilmiye geleneğinin Bosna’daki son temsilcilerinin hayatlarını, mücadelelerini, hocalarıyla talebelerini, yetiştikleri kurumları, özelde Travnik’e genelde Bosna’ya kattıklarını inceliyor.
₺415,00Yüzyıllık Soykırım
₺682,50Dağ yamacı boyunca dikkatle ilerliyoruz. Evler görünmeye başladı. Rüzgarla sallanan çalıların gölgesi toprağa düşüyor. Uzaktan üç ışık seçiliyor. Karanlıktaki evlerden Arap müziği duyulmakta. Dörder kişilik üç gruba ayrılıyoruz. Gruplardan ikisi güneyimizdeki büyük göçmen kampına yöneliyor. Diğer grup Gazze vadisinde yalnız başına duran bir eve doğru yürüyor. … Sessizlik birazdan kurşun sesleri, patlamalar ve şimdi huzur içinde uyuyanların çığlıklarıyla bozulacak. Aceleyle evlerden birine giriyoruz. (Arapça “Kim var orada?”) Sesin geldiği tarafa dönüyoruz. Korku içinde titreyen iki Arap, duvara yapışmış duruyor. Kaçmayı deniyorlar. Ateş açıyorum. Adamlardan biri yere düşüyor, diğeri koşmaya devam ediyor. Artık harekete geçmeliyiz, kaybedecek vaktimiz yok. Araplar karmakarışık hâlde koşuşurken, ev ev işimizi hâllediyoruz. Makineli silahların sesi korkunç çığlıklara karışıyor. Göçmen kampının ana caddesine varıyoruz. Diğer grup karşı yönden kaçan Araplara saldırıyor. El bombalarının gürültüsü yükseliyor. … Yarın gazeteler şöyle yazacak: ‘Gazze yakınlarındaki El Burc göçmen kampı saldırıya uğradı. Kamp, İsrail topraklarına sızanlara barınak hizmeti görüyordu. Yirmi kişi öldü, yirmiden fazlası da yaralı.’
Meir Har-Tzion, Günlük (1969)
Meir Har-Tzion konusunda şunları söylemek isterim. Ne yazık ki artık, bu ülkede onun kadar sadık ve vatansever: İsrail ordusunun savaş gücünü arttırmak için çabalayan onun çapında insanlar mevcut değil.
Ariel Şaron (1977-1981 Tarım Bakanı), Davar (14 Eylül 1979)
Yüzyıllık Soykırım yukarıda anlatılanların çetelesini çıkarıyor.
₺910,00

Rindan Kitap





