Viyana’dan Gülümser Gibi
₺191,25Okuru, Viyana’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Viyana’ya taşıyan öyküleriyle Viyana’dan Gülümser Gibi uzun yıllar önemli olayların, önemli hikâyelerin içinde yaşayan Avrupa’daki Türklerin kendi hikâyelerini anlatma çabasının ürünü. Kurduğu sağaltıcı atmosferiyle, öykü kahramanlarını; kendileri, çevreleri ve hayatla ilgili düştükleri ikilemden çıkarmayı başaran Viyana’dan Gülümser Gibi, insanın yabancılığın içinden çıkma serencamını anlatıyor.
Kendi kökü, dili, kültürüyle yaşadıkları toplumun dili, kültürü arasında gidip gelen ama hayatı anlamlı bir hikâye olarak görmeye çalışan öykü kahramanları, okurlara hayatlarına ve sınırlara yeniden bakmalarını salık veriyor.
₺255,00Yabancılar Dairesi
₺135,00Yabancı bir ülkede bir yabancı olmak… Ülkesinin sınırlarını aşan birçok insanın mutlaka yolunun düşeceği yerdir Yabancılar Dairesi. Soğuk odalar, gergin bekleyişler, asık suratlar, Fatma Türk’ün kurgu dünyasında yepyeni bir özellik kazanıyor. Damıtılmış bir dille, uzun koridorlardaki bekleyişler sürerken yazar okurunu Batı ve Anadolu efsaneleri arasında dolaştırıyor.
₺180,00Yağmur Yağarken
₺210,00Toplumsal psikolojimizin geleneksel beslenme kanallarının günümüz insanını etkileme ve şekillendirme düzeyini açımlayan öyküler kısa, etkili ve vurucu bir dille anlatıyor. Geçmiş ile ân öykülerde bir araya gelip geleceğe uzanıyor.
Kişisel ve toplumsal hâllerimizi, görünümlerimizi, takıntılarımızı, sevgilerimizi, nefretlerimizi, dostluk ve arkadaşlık ilişkilerimizi anlamaya, çözümlemeye yönelen Yağmur Yağarken; keyifli bir anlatım sunuyor.
₺280,00Yaprağın Düştüğü
₺112,50İnsan hayatının çeşitli yansımalarını sade ve etkili bir dille aktaran İsmail Demirel öyküleri, modern insanın yüzleşmek zorunda kaldığı çetrefil durumlara odaklanıyor. İnsanın; hastalık, acı ve hüzünle baş etme çabaları, yaşamın incelik ve sadeliğiyle şekilleniyor. Ontolojik kaygılar çeken karakterlerinin anlam arayışı yansıyor öykülere. Yazar, modern dünyanın vaadinin gerçekleşmemesinin kişide uyandırdığı izlenimlere, sıradan insanı özel kılan arayışlara yönelen dikkatiyle insana değen birçok ayrıntıya temas etmeye çalışıyor.
Yaprağın Düştüğü; türkülere yansıyan ince sevgileri, sokakların dilini, hastane kederlerini, güvercinleri, ağacı kaybeden yaprağı ve mahallelerde, semtlerde, kasabalarda insanların yalnızlıklarını anlatıyor.
₺150,00Yas Tutulması
₺213,75Avrupa’da yaşayıp Türkçeden kopmayan genç kuşak yazarlarımızın yazı birikimi giderek artıyor: Yas Tutulması böyle bir ortamın, emeğin ürünü. Hayata, sevgiye, dil, kültür, düşünce, davranış ve yazıya dışarıdan, farklı bir perspektif sunan kitap; edebiyatımızla Garp edebiyatı arasında algı, anlayış, eser ve karakter kıyaslaması yapma olanağı vererek anlayış, beğeni ve alışkanlıklar üzerine ince, kıvrak ve oylumlu on dokuz denemeden oluşuyor.
₺285,00Yazının Düşüşü
₺97,50Seçimlerin bilince genişlik, zekâya keskinlik, gayrete direnç kattığı düşünülür. Dilimizi irademizle seçemediğimizden dil bilincimiz erken yaşlarda aksak, savruk kalıyor, uyanamıyor. Bu çağlarda dilin sunduğu imkânlarla imkânsızlıkları kavrayamıyor ama gene de geleceğe umutla bakabiliyoruz. Her türlü umudu ancak dilin taşıdığını fark ettiğimizdeyse vakit bir hayli geçiyor. Yazının Düşüşü; sanata, düşünceye, geleceğe, toplumumuza ve hakikate dair umutları, Türkçenin birikimiyle kullanımında arayan, bu yüzden gerçekliğin karamsar sınırlarına dayanan bir kitap.
₺130,00Yazının Düşüşü
₺315,00Seçimlerin bilince genişlik, zekâya keskinlik, gayrete direnç kattığı düşünülür. Dilimizi irademizle seçemediğimizden dil bilincimiz erken yaşlarda aksak, savruk kalıyor, uyanamıyor. Bu çağlarda dilin sunduğu imkânlarla imkânsızlıkları kavrayamıyor ama gene de geleceğe umutla bakabiliyoruz. Her türlü umudu ancak dilin taşıdığını fark ettiğimizdeyse vakit bir hayli geçiyor
Yazının Düşüşü; sanata, düşünceye, geleceğe, toplumumuza ve hakikate dair umutları, Türkçenin birikimiyle kullanımında arayan, bu yüzden gerçekliğin karamsar sınırlarına dayanan bir kitap.
₺420,00Yedi Dağın Çiçeği
₺180,00İstanbul’un renkleri, motifleri ve hayaliyle Hereke’de, dokunması bitmeden dokumacısının evlenemeyeceği bir halının dokunma süre-cini anlatıyor Yedi Dağın Çiçeği.
Bir halıdan, halının dokunduğu kültürel, toplumsal ve psikolojik ortamdan yola çıkan roman, halı formunu romana da taşıyor. Yan yana oturup halı dokuyan, dokurken de kendi hikâyelerini anlatan kadınların, genç kızların ince, nazenin iç dünyalarına tanık oluyoruz metni okurken. Acıyla aşkın iç içe geçtiği, yer yer şiirselleştiği Yedi Dağın Çiçeği’nde; Kapalı Çarşı’yı, Süleymaniye Kâfirler Cemiyeti’ni, Hereke’yi, Gördes’i, savaşı, yolları, antika halıları, geleneksel motifleri, emeği, güvercinleri ve daha pek çok bizi, biz yapan kültürel ögeyi kendi gerçeklikleriyle yaşarken buluyoruz.
₺240,00Yirminci Yüzyıl Edebiyat Teorisi
₺450,00Sanat/edebiyat eserlerini algılamak, yorumlamak ve çok daha seçkinlerini üretmek için kurama yönelen yazı toplumları, bu alanda zengin bir literatüre kavuşur. Çünkü eserin oluşumuyla algılanışına yön veren bir izlek, bir yordam son derece gerekli. Bu yüzden her dil, her kültür edebiyat eserlerini oluşturup yorumlamak için özgün -diyebileceğimiz- bir tarz geliştirir. Kuramsal dikkatiyle literatürü çoğunlukla çeviriye dayanan edebiyatımız bu alanda -kavram ve terimlerde dahi henüz uzlaşı sağlanamadığından- yolun başında, yordamsız sayılabilir.
Rus Biçimselciliği’nden Postkolonyal Eleştiri’ye değin on dört edebiyat kuramının irdelendiği Yirminci Yüzyıl Edebiyat Teorisi’nde editör K. M. Newton, Harold Bloom’dan Georg Lukacs’a, Terry Eagleton’dan Raymond Williams’a, Tzvetan Todorov’dan Edward W. Said’e, Julia Kristeva, Michel Foucault, Paul De Mann, Ronald Barthes’a değin elli dört yazarın/düşünürün öne çıkan makalesini derliyor. Kuramların karakteristiği anlatılırken oluşum sebepleri, devrin sosyal-siyasal şartlarının izdüşümleri de gözlenmeye çalışılıyor. Bu yüzden Yirminci Yüzyıl Edebiyat Teorisi okunurken son asrın dünyayı derinden etkileyen başat olaylarını, bu olayların toplumsal dönüşümlerle sanata/edebiyata yansımalarını da gözlüyoruz.
₺600,00Yirminci Yüzyıl Travnik Âlimleri
₺311,25Sirac Korkut Efendi, Besim Korkut Efendi, Derviş Spahiç Efendi, Kasım Maşiç Efendi ve Yakub Hadziç Efendi gibi kişiler Travnik’te Osmanlı ulemasından dersler alır ve Yirminci Yüzyıl Osmanlı ilmiye geleneğinin son temsilcileri olur. Mezuniyetlerinden sonra olağanüstü zor şartlarda hizmet eden bu âlimler, her vesileyle her yerde dinî hakikatleri haykırır, insanları irşat eder, inandıkları dava uğruna fevkalade çetin mücadeleler verir, zulüm görür, hapse girer, ağır bedeller öder. Bu âlimlerin çabaları halkın gönlüne dokunur; kitapları insanların ruhunu okşar. Yetiştirdikleri yüzlerce öğrenci yeni nesiller yetiştirir. Böylece gayret ve kavrayışlarının etkileri günümüze ulaşır.
Yirminci Yüzyıl Travnik Âlimleri, Osmanlı ilmiye geleneğinin Bosna’daki son temsilcilerinin hayatlarını, mücadelelerini, hocalarıyla talebelerini, yetiştikleri kurumları, özelde Travnik’e genelde Bosna’ya kattıklarını inceliyor.
₺415,00Yok Yok Şatahat – III
₺180,00Şatahat serisinin üçüncü kitabı Yok Yok’da Mehmet Harmancı, tanıklardan dinlenmiş, şifahi kayıtlardan derlenmiş, yazmalardan alınmış, genel ağdan seçilmiş; bakıp da görmediğimiz, görüp de bakmadığımız yitiklerimizin altını çiziyor. Aynı duyarlığı farklı farklı tür ve biçim, anlatım ve yaklaşımlarla arayan metinler; elimizin altını, zihnimizin ardını ‘Her şeyin “bir şey” için her hayatın “bir söz” için olduğunu unutmadan; maharetin, çelikçomaktan hakikat çıkarmak olduğunu düşünerek’ okumayı öneriyor.
Yok Yok, oluşumunu okuruyla birlikte sürdürecek ‘kendi’ olma yolculuğu/daveti. Ancak bu davet, bu yolculuk, zamanımızın ‘yol, yolcu, han’; ‘süreç, olgu, oluş’ biçimlerini çeşit çeşit, çetrefil çetrefil algılayışımızı ‘bir’lemeyi öneriyor.
₺240,00Yol Uykusu
₺225,00Bazen yolda dinlenmeye değil, kendimizi fark etmeye yatarız. Yol Uykusu, kendini ifade etmeye yatan sıradan hayatlar içinde beliren küçük çatlaklardan sızan olağanüstü anların öykülerini topluyor.
Zamanlar arasında beden arayan gölgeler… Empati aynasında yer değiştiren vicdan, ütü dalgınlığından yükselen ocak ateşi… Hayatın olağan akışında saklı derinlikleri yüzeye çıkaran bu öyküler, okuru kendi iç sesine, kendine çağırıyor. Sayfalar ilerledikçe herkesin altında usulca titreşen o yolu siz de hissediyorsunuz:
Uyandıran, sarsan, gülümseten; insana dair bir yol uykusu.
₺300,00Yorgun Mermi
₺202,50Mermi olmaktan mutlu bir hayat yaşıyor babam. Tunç ve MKE çeliğinden mülhem mutlu bir hayat. Hedefi belli. Kilitlenmiş. Saymıyor. Sorgulamıyor. MKE olduğu için yorgun bir mermi değilmiş üstelik. Hep diri, hep devletinin emrinde, hep askere yeni katılmış yirmilik bir fişek. ‘Peki, bu hikâyede yorgun mermi kim baba,’ diyorum içime doğru. ‘Bak, herkes şarjöre gizlenmiş bekliyor?’
Kuddusi Demir öyküleri bir başlangıç, alabildiğine çocukluk. Modern bir hikâye coğrafyası dört yandan fışkırıyor. Güncel kavgalarla merkezin dışında hatta uzağında yaşamayı seçen insanlar, yorgun mermiler, alışveriş merkezleri, tren yolculukları, lokaller, denizaşırı varamayışlar, seslenilen dağlar, karanlık odalı evler, harlı ocaklar…
Mekânın izini sürüyor Demir. Hikâyeye teşne oluşu tam da burada gizli. Kıvılcımın düştüğü, ocağın harlandığı yerden anlatıyor.
Yorgun Mermi, ayakları yerden kesmeyen, bir türlü sağaltılamayan yaraların kitabı.
₺270,00Yüzyıllık Soykırım
₺682,50Dağ yamacı boyunca dikkatle ilerliyoruz. Evler görünmeye başladı. Rüzgarla sallanan çalıların gölgesi toprağa düşüyor. Uzaktan üç ışık seçiliyor. Karanlıktaki evlerden Arap müziği duyulmakta. Dörder kişilik üç gruba ayrılıyoruz. Gruplardan ikisi güneyimizdeki büyük göçmen kampına yöneliyor. Diğer grup Gazze vadisinde yalnız başına duran bir eve doğru yürüyor. … Sessizlik birazdan kurşun sesleri, patlamalar ve şimdi huzur içinde uyuyanların çığlıklarıyla bozulacak. Aceleyle evlerden birine giriyoruz. (Arapça “Kim var orada?”) Sesin geldiği tarafa dönüyoruz. Korku içinde titreyen iki Arap, duvara yapışmış duruyor. Kaçmayı deniyorlar. Ateş açıyorum. Adamlardan biri yere düşüyor, diğeri koşmaya devam ediyor. Artık harekete geçmeliyiz, kaybedecek vaktimiz yok. Araplar karmakarışık hâlde koşuşurken, ev ev işimizi hâllediyoruz. Makineli silahların sesi korkunç çığlıklara karışıyor. Göçmen kampının ana caddesine varıyoruz. Diğer grup karşı yönden kaçan Araplara saldırıyor. El bombalarının gürültüsü yükseliyor. … Yarın gazeteler şöyle yazacak: ‘Gazze yakınlarındaki El Burc göçmen kampı saldırıya uğradı. Kamp, İsrail topraklarına sızanlara barınak hizmeti görüyordu. Yirmi kişi öldü, yirmiden fazlası da yaralı.’
Meir Har-Tzion, Günlük (1969)
Meir Har-Tzion konusunda şunları söylemek isterim. Ne yazık ki artık, bu ülkede onun kadar sadık ve vatansever: İsrail ordusunun savaş gücünü arttırmak için çabalayan onun çapında insanlar mevcut değil.
Ariel Şaron (1977-1981 Tarım Bakanı), Davar (14 Eylül 1979)
Yüzyıllık Soykırım yukarıda anlatılanların çetelesini çıkarıyor.
₺910,00Zaman Çekimleri
₺202,50Şiir bir denkleştirme işi; hissin, fikrin, ahengin ve musikinin dengeli bir şekilde denkleştirilmesi. Ne ki bir kuyumcu titizliğini şart koşan böylesi bir muvazenenin müşahhas numunelerine nadiren rastlıyoruz artık. Günümüz şiirinde bu dört hasletten bazısı ya hiç yok, ya haddinden çok veya hayli az. O yüzden de şiirimiz epeydir ya koyu bir tahassüs bataklığına saplanmış veya ideolojilerin emrine girmiş vaziyette. Ahenk zaten şehrin bitimsiz gümbürtüsüne mağlup; musiki ise hak getire. İlimde, fikirde ve sanatta günbegün artan çoraklığımız tesirini en fazla şiirde hissettirmede. Epeydir şairimiz çok ama şiirimiz handiyse yok. Herkes iklim krizinden, güvenlik krizinden veya gıda krizinden bahsediyor ama şiir krizinden bahseden yok. Hâlbuki Türk şiiri ciddi bir krizde.
Şu da var ama: Bir şeyin azlığı, onun yokluğu manasına gelmez ki. Rıdvan Şentürk’ün şiiri meselâ. Doğru, onun şiirlerine öyle her ortamda rastlayamazsınız. Ama bu şiirler, şiirimizin hâlâ yaşadığının habercisi. Ve yaşayacağının. Bir yönüyle kadim kadar aşina Rıdvan Şentürk’ün şiirleri ama öbür yönüyle de yeni tomurcuklanmış çiçek tazeliğinde. Moderni esastan anlamış bir zihnin ve postmoderni derinden hissetmiş bir gönlün verimleri yani.
Heyhat ki gene de Rıdvan Şentürk’ün şiiri, kâşifini bekleyen bir yarımada. Hem anakaraya, yani Türk şiirinin köklerine bağlı, hem de yenilik ummanının enginlerine açıkken üstelik.
Hasanali Yıldırım
₺270,00

Rindan Kitap













