Yeni Çıkan Kitaplar

Toplamda 89 kitap listelendi.

  • Binbir Gündüz Masalları – II

    Keşmir, Kandahar gibi Afgan şehirleriyle Hindistan’da oluşmaya başlayan Binbir Gündüz Masalları; Isfahan, Bağdat, Basra, Musul, Şam, Kahire gibi Orta Doğu şehirlerine; Kazan, Tataristan gibi Orta Asya merkezlerine uzanan geniş bir mekânda oluşumunu tamamlar. Binbir Gündüz Masalları, Binbir Gece Masalları’na cevap niteliğinde, Keşmir Hükümdarı Turan Bey’in kızı Ferahnaz’ın erkeklere güvenmediğinden evlenmek istememesi üzerine dadısının bin bir gün süren anlatılarının toplamıdır. Binbir Gece Masalları’ndan sonra ortaya çıkan Binbir Gündüz Masalları da Doğu’nun ‘hikâye etme’ geleneğinin temelini oluşturur.

    Dünya edebiyatıyla Türk edebiyatında yüzlerce yıl sevilerek okunan bu metinler, eski edebiyatımızdaki benzerleri gibi iyi, güzel, doğru, yararlı ve sağlıklıyı içselleştirmiş kişilerle kurulan toplumsal bir dokuyu hedefler.

    375,00500,00
  • Bul Beni Doktor

    Bul Beni Doktor; mekânları, kurgusu ve öykü kişileriyle Türk öyküsüne yeni bir soluk getiriyor. Kitaptaki öyküler okuru, Batı ile Doğu arasında yolculuğa davet edecek ve bir doktorun dünya algısına mesleğinin nasıl etkilediğini gözlemleyecek. Naif yaşamanın ayrıntılarını gören, bunları yeniden yorumlayan, yaşananları sessizce kabullenmeyen, güçlü karakterlerin öyküleri okurunu bekliyor.

    195,00260,00
  • Bul Beni Doktor

    Bul Beni Doktor, Türk öyküsünde taze bir soluk. Okur, Batı ve Doğu arasında bir yolculuğa çıkarken bir doktorun dünyaya bakışında mesleğinden nasıl unsurları kurgusuna sızdırdığına tanık oluyor. Hayatın ayrıntılarını gören, yeniden yorumlayan, hiçbir olayı sessizce kabul etmeyen güçlü öyküler okurunu bekliyor.

    112,50150,00
  • Burada Olmayan

    Varamamak mümkünse de menzile varmak, murada ermek, huzura kavuşmak, mutluluğa ulaşmak gibi sebeplerle düşeriz yollara. Yolla düşen, yolda da bulabilir yitiğini; varınca da bulabilir: Eli boş da kalabilir. Ancak her seyyahın yol, mekân, insan ve topluma dair diyeceği, söyleyeceği vardır. Seyahat metinleri gidemeyenleri, gidip de göremeyenleri, görüp de anlamlandıramayanları sanatla düşünce arasında ‘görmüş de anlamlandırmış’ kadar esenler. Burada Olmayan’la on beş ülke, on yedi şehri görüp anlamlandırmaya çıkabiliriz.

    315,00420,00
  • Can Nehrine Varınca İrşâdî

    Mütevekkil insanların Anadolu’yu yurt tutma gayretleri 1071 öncesine dayanır. Rum diyarına yerleşirken muhal olan eski hâlin yenisini doğru ve muhkem kuran bu insanları yani Alperenleri, onların gönül dünyasını, görüş ufkunu yeterince kavramamız hatta içselleştirmemiz gerekir. Bu insanların yeni yurtta, hayatın binbir gailesiyle nasıl baş ettiğine, nasıl inandığına, nasıl düşündüğüne, nasıl yaşadığına dair her kayıt, her söz, üzerinde durup düşünmeyi fazlasıyla hak eder.

    Can Nehrine Varınca İrşâdî, Alperen dünyasına dair bir roman. Üstelik kitapta anlatılanların gerçekliği, pek çoğu nazım biçimindeki yazılı kayıtla sözlü kültürde neredeyse bin yıl anlatılmış söylence varyantına dayanır. Romanın olay zinciri 1048’de, Bayburt Kalesi’nde Bizans tekfurunun keyfine keyif kattığı dönemde başlar. Bir Alperen topluluğunun kuşaklar boyu aşk, hakikat, ilim, irfan mücadelesinin, gayrimüslimlerle komşuluk ilişkilerinin, çetin gönül yolculuklarının, dönemin dil ve söyleyiş özelliklerine uygun olarak anlatıldığı romanda olaylar, Rusların Kop Dağı’nda destansı bir savunmayla durdurulduğu 1916’ya değin uzanır. Bu uzun zaman aralığında atlamalarla anlatılan çeşitli mücadeleler, mekânlar, şahıslar hem Eski Anadolu Türkçesi hakkında pratik veri sunması bakımından hem de Alperen yaşayışını günümüze taşıması bakımından oldukça kıymetli.

    487,50650,00
  • Cüce Mazgalı

    Kuramsal denemelerin toplandığı Cüce Mazgalı, adını bir metafordan almıyor, aksine yeni bir metafor oluşturma iddiası taşıyor. Bu metafor, yazarların edebiyat-buhran ilişkisini anlatma gücü ve biçimi üzerine kuruluyor. Bir yanda Don Kişot’un kuleye yaklaşanları gördüğünde boru çalan cücesi, diğer yanda Dedalus’u kuleye çağıran Joyce’un buhrandan doğan yeni insanı anlatma arzusu… Cüce Mazgalı, sıradanlaşıp kaybolanların yani savunmasızların dünyasını anlatan romanlardan yola çıkarak yeni uzlaşı zeminleri bulmaya çalışıyor: Paz’ın modern eleştirisi üzerinden parçalanmanın eşiği… Woolf’un ametist küpeleri… Osmanlı’nın payına düşen yarımşar yaşamak… Ve Tanpınar, Safa, Ağaoğlu gibi yazarların karakterlerine yaşattığı ikilikler…

    Canan Olpak Koç, salt Doğu romantizmiyle Batı karşıtlığını bırakıp “Okuma biçimini güçlendirmek, mazgalların gösterdiğiyle yetinen cücelerden olmamak, gerekirse mazgalı kırmak…” zorunluluğunu hatırlatarak, ‘Var olma zahmetine nasıl kalkışılır?’ sorusu karşısında okuru, mazgalların ötesini görmeye çağırıyor.

    352,50470,00
  • Dede Korkut Hikâyeleri

    Türkçenin hikâye etme geleneğinin en başında Dede Korkut Hikâyeleri vardır. Bu metinlerin dili ve anlatımı; bugün, yarın ve uzak gelecekte önemini yitirmeyecek. Somuta dayalı bir medeniyet ve yaşayış biçiminden, soyut kavram ve varlıkların (melek gibi) fazlaca bulunduğu yeni bir medeniyete geçişin izlerini taşıyan Dede Korkut Hikâyeleri, sancılı olması kaçınılmaz görünen söz konusu sürecin yeni kavram ve düşünce biçimini, uzak gelecekte dahi hayranlıkla okunacak zarif ve dâhiyane tahlil ve çözümlerini içeriyor. Son zamanlara kadar Dede Korkut Hikâyeleri’nin özgün nüshalarının Vatikan’la Dresten’te bulunduğu biliniyordu. Oysa yeni bir özgün nüsha bulundu. Elinizdeki kitap, daha önce bilinen iki nüshadaki on iki hikâyeye, yeni bulunan Türkmensahra nüshasının bir önsözüyle bir hikâyesi eklenerek oluştu. Böylece elinizdeki kitaptaki hikâye sayısı, on üçe çıkmış oldu. Türkmensahra nüshasındaki önsöz, kitabın sonuna, Türkmensahra nüshasının sonundaki hikâye, diğer nüshalardaki on iki hikâyenin ardına eklenerek Dede Korkut Hikâyeleri’nin bütüncül hâli böylece derlenmiş oldu.

    300,00400,00
  • Dekadans

    Hayatın kendilerine ait olduğuna ve istedikleri gibi yaşayabileceklerine inanan güç ve şehvet düşkünü bir yazar ve üç kızının hikâyesi. Bedensel özgürlüğü ruhun inkârında gören, değişimi, tüketimi, zevk ve hazzı kutsayan narsist bir dünyanın, din dâhil her şeyi kendi enaniyetini tasdik için kullanabileceğini düşünen, asla kendisiyle çelişmeyen animalizmin ironik eleştirisi.

    Oyun, haz, hız, tüketim, cinsellik ve mutluluğun esas alındığı, klasik aile anlayışının yerine tekilliğin ve geniş aile yapısının ikame edildiği, hakikat ideallerinden ve ahlak ilkelerinden soyutlanmanın özgürlük kabul edildiği tefessüh etmiş bir dünyada, yine de düşünebilmenin imkânını sorguluyor.

    Yazar rolünü üstlenen, kurguyla gerçek arasında sıkışmış hedonist bir baba, dünyayı ateşe vermek suretiyle şöhretin yollarını ararken, heyecan ve mutluluk budalası kızları, doyumsuz ilişkilere dadanır… Unutulan ölümdür.

    281,25375,00
  • Divanını Yakan Şair

    Sözü fâilâtün, fâilâtün, fâilün kalıbıyla, on dördüncü yüzyıl Bursa duyarlığıyla besleyen Mehmed Arif, O’nun adı ile/O’nun adına başlar şiir söylemeye. Anadolu’nun sözünü, Rumeli’nin feryadını ilmek ilmek Üsküp’te dokuyup Bâki misali hoş bir sadâyı gök kubbeye emanet eder şair. Darası alınmış, bedeli ödenmiş söyleyişlere yürek vermek gerekir.

     

    yaşamakta acemiyiz

    velakin biliriz bölüşmeyi

    orta yerinden ayırır gibi

    somun ekmek denen yüreğimizi

     

    “Bir diri bilincin şiirleridir Mehmed Arif ’in dizeleri.” Asım Gültekin

    225,00300,00
  • Eve Gitmeyen Yollar

    Kişilerin yaşadığı hayatın derin bir yanılgı içinde olduğunu fark etmeleriyle başlayan maceralarına odaklanan Eve Gitmeyen Yollar, yanlış hayatların yalnızlığa gömülen kahramanlarının kendileriyle, hayatla yüzleşme çabasını anlatıyor. Ayrılık anları kitabın temel izleğini oluşturuyor.

    225,00300,00
  • Filistin Demek

    Sevdiğim ilk kadın Gazzeliydi. Ona kitaplarımın arasından kalbime en yakın olanını hediye ettiğimi itiraf ediyorum:

    Beni Ölümüme Götür.

     

    Savaştan sonra seveceğim ilk kadın Gazzeli olacak. Ona kitaplarımın arasından ruhuma en yakın olanını hediye edeceğim:

    Beni Vatanıma Götür.

    337,50450,00
  • Geleceği ile Türkiye

    Tarihî, kültürel bağlamıyla söz, ruh taşır. Çağrışımlarıyla sağaltıcı, düşündürdükleriyle diriltici bir etkiye sahip böyle bir sözün, deyişin hem derinliği hem de zamanı aşan bir ömrü vardır. Ancak kelam, varoluş bağlamından kopar, sadece bir iletişim aracına dönüşürse geçmiş-gelecek bağını da yitirir. Böylesine sözlerle beslenen dikkat; ânın tadını çıkarıp ânda bir imaj olarak görünme peşindedir artık. Geçmiş ile gelecek kavranamayacak kadar yabancılaşır gündeme. Oysa reflekslerden kurtulmuş bir tecessüsü, yazgıyı sezen bir sorumluluğu, geleceği kuran bir dikkati gelişmeli aydınımızın, toplumumuzun.

    Geleceği ile Türkiye ülkemizle dünyanın kültürel kaosu, son zamanlarda herkesin dilediği gibi yorumladığı z kuşağı, haz, Türk kanonu, Türkiye fütürizmi, Türkiye neşvesi, sanatın ve siyasetin tabiatı gibi kültürel, siyasal ve toplumsal konularla geleceğe dair yaşamsal alanları endişeli ve çekincesiz, hesapsız bir dikkatle gözden geçiriyor: Sözü/kelamı, özgün varoluş bağlamıyla duymaya çağırıyor.

    213,75285,00
  • Gri Otobüs

    Boyaları sulara dökülen eski, paslı, küçük bir gemiyle vaat edilmiş topraklara demirlemek üzere yola çıkan iki kız babasının, düzgünce katlayıp cebine koyduğu aile anılarının Adriyatik Denizi’nin tuzlu suyunda, o yabancı ülkeye varamadan dondurma gibi erimesiyle kalkan Gri Otobüs, birbiriyle izlek akrabalığı kuvvetli on dokuz öyküyü anlatıyor.

    Keskin dikkati, ince duyarlığıyla yaşamın sıradanlığıyla aykırılığını daha çok da uzlaşmaz, benzeşmez yanlarımızla bulduğumuz kişiliğimizi yakalayıp akıcı diliyle anlatan Nada Dosti, Türk okurunun yüreğinde uçsuz bucaksız vaad edilmiş topraklar edinecek.

    213,75285,00
  • Gül Mevsimi

    Avrupa’da yaşayan, oraları mekân belleyip oralarda gelişen Türkçenin hikâyelerini anlatan Gül Mevsimi; Batı şehirlerinde, caddelinde, sokaklarında, mahallelerinde karşılaşacağımız Türkçe düşünen, Türkçe konuşan kahramanlarıyla Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan memleketimizin kültürel zenginliğinin Baltık kıyılarına dayandığını yalın, güzel ve etkili bir dille aktarıyor.

    180,00240,00
  • Gülme Teorileri

    Gülme ve komik konusuna teorik yaklaşan düşünürlerle sanatçıların meseleyi, felsefi yaklaşımların dışında, ağırlıklı olarak tiyatro oyunları çerçevesinde ele alıp anlamlandırmaya çalıştıkları görülmektedir. Gülme Teorileri, sinemanın gülmeyle komikliğe tragedyayla drama nispetle çok daha karmaşık ve derin bir zemin hazırlayan tabiatının yeniden muhakemesini gerektiren, daha önce fark edilmemiş sorularla imkânlara işaret etmektedir. Gülme teorilerinin zayıf yanlarının, hatta bazı kesinlik ifade eden yargılarının filmin zengin ifade imkânları içinde yeniden sorgulanıp zenginleştirilmesi gerekmektedir.

    Gülme Teorileri, Antik Yunan’dan günümüze değin öne çıkan düşünürlerle sanatçıların gülme, komik ve komedi anlayışlarını çeşitli açılardan değerlendirip tartışmaya açıyor. Bu kitap, ifadeye kavuşturulan teorik ve estetik sorular/sorunlar çerçevesinde, komedinin hem tiyatro hem de film düşüncesi ve estetiği bağlamında ihtiyaç duyulan araştırma, sorgulama ve muhakeme zemininin oluşmasına katkı sağlayacak, yeni arayışlara kapı aralayacaktır.

    180,00240,00
  • Güneşe Yakın

    Müberra Karadayı, ilk oluş hayretini koruyan şiirlerde soluklanıyor. Güneşe Yakın, insicamın heyecanıyla gölgelendiğimiz hayatın ortasında demlenerek zaman zaman derin çığlığa, sahibini bulmak üzere yankıya dönüşüyor. Söyleyememenin derdini, yükünü ses kefareti olarak yol azığına katıyor. Güneşe Yakın’da başakların hizasına, incirin doğurganlığına, kelebeklerin zamanda asılı bıraktığı sessiz koroya tanık olacak, denize çıkan patikaların adımlarınıza eşlik ettiğini duyumsayacak, zerreciklerin güneşe, ille güneşe dönük eşsiz seyrine katılacaksınız.

    213,75285,00