İnceleme Kitapları

Toplamda 20 kitap listelendi.

  • Avangart Sinema ve Resim

    Ülkemizde avangart sinema tartışmasının yeterince yapılabildiği söylenemez. Sinemayla ilgili lisans bölümleriyle lisansüstü programlarında kaynak ve uzman öğretim elemanı eksikliği dolayısıyla konuya yeterince yer verilmemektedir. Ayrıca bu durum, ülkemizde sinema denilince ekseriyetle hikâye anlatımının anlaşılmasından, film analizi çabalarının görüntünün resim dilinden ziyade öykü analizine yönelmesinden kaynaklanır. Oysa film medyumunun ne olduğundan, nasıl olması gerektiğinden başlayarak avangart hareketler tartışılmaksızın sinema tarihi, sinema akımları, sinema dönemleri ve sinemanın anlatım yapıları gereğince anlaşılmaz.

    Resim sanatına nispetle gelişen avangart hareketlerin karşı çıktıkları dil temelli anlatım geleneğinden beslenen ana-akım sinemasına nasıl yansıdığı, ne şekilde dönüştükleri soruları kitabın yörüngesini belirliyor. Söz konusu paradoksal ilişkinin yeniden sorgulanması, sinemanın tarihsel seyri içinde kendini nasıl belirlediği ve günümüzde hangi yöne doğru evirildiği sorularına ışık tutacaktır. Ayrıca bu zorlu görev, sadece sinemanın değil belki daha önce sanatın ne anlama geldiği, özellikle Batı’nın sanat anlayışının kendini neye nispetle belirlediği, tarihsel süreç içinde ne şekilde dönüştüğü sorularının muhakemesini de gerekli kılıyor.

    262,50350,00
  • Aydınlanma

    18. yüzyılda yaşamsal, tarihsel, düşünsel, entelektüel, felsefi pek çok bileşenin birbirine karşıt ya da birbirini destekleyecek biçimde bir araya gelmesiyle başlayan Aydınlanma süreci, bugün hâlâ ‘nasıl’lığı tartışılan karmaşık bir anlam ve değerler dizgesi oluşturuyor. Kavram olarak tanındığı günden beri temsil ettikleriyle 19., 20. yüzyıllar boyunca hatta 21. yüzyılda bile felsefecilerin, tarihçilerin en kritik tartışma konularının başında gelen Aydınlanma, oluşumu yönüyle tartışıladursun, sonuçlarıyla Kıta Avrupa’sı başta olmak üzere bütün dünyayı derinden etkileyip değiştirmiş, dönüştürmüştür. Aydınlanma’yı süreç içinde anlama çabası, hiç kuşkusuz, yaşadığımız dünyayı oluşturan dinamikleri, tarihsel süreklilik içinde anlama çabası demek.

    127,50170,00
  • Buhara Konuşmaları

    Yitik Hafızanın Peşinde Buhara Konuşmaları, kültür ve inancımızda kurucu bir yeri olan Buhara’dan iz sürmenin sonucudur.

    Zira 1071’den itibaren Anadolu yaylalarından ovalarına süzülen ecdadımız, anavatanla gönül ve zihin irtibatını hiç koparmamış, hatta koparmadığı için de o topraklara, Anadolu’ya, Balkanlara mazisinden aldığı kökleri dikmiştir. O kök, irfan coğrafyamızın şehir adları Mekke, Medine, Belh, Buhara, Bursa, Semerkand, Konya, Kayseri aslında bugünkü Özbekistan’la Türkiye sınırlarını birleştirmekte, tek bir göğün ışıltılı yıldızları gibi parlamaktadır.
    Biri Batı Türklüğünün aşk, heyecan, cesaret ve ahlaklı mücadelesini, diğeri Doğu Türklüğünün ilim, hikmet ve sadakatin timsali iki cihangir kök; Tırmiz Sarayı’ndaki tek başlı, iki gövdeli arslan figürü gibi birleştiğinde ok ve yay birleşmiş olacaktır. İşte “yitik hafıza” etraf?

    180,00240,00
  • Düşüncemizde Gelenekselci Ekol Eleştirisi

    Modernite karşısında, insan ve insanın sosyal ilişkilerinin ‘indirgendiği’ düşüncesinden yola çıkan bazı sosyal, kültürel ve düşünsel faaliyetler; bir ideolojiye dönüşen modernite realitesine karşı aykırı tezler sundu. René Guénon, Frithjof Schuon, Seyyid Hüseyin Nasr gibi düşünür ve pratisyenlerle modernist ideolojiye bütüncül cevaplar veren Tradisyonalizm (Gelenekselci Ekol); ortaya koyduğu fikirlerle bir düşünce sistematiğine dönüşmüş; bilginin yorumlanışından sanat, kültür, düşünce, siyaset anlayışına değin geniş bir sahaya yeni bir bakış biçimi getirmiştir.
    Dünyanın modernist açmazlarına çözümler öneren Gelenekselci Ekol, metafizik ve dinî temellere oturttuğu özgün eleştirel perspektiflerle geleneksel kodlardan kopamayan düşüncemizin de ilgi odağı hâline gelmiştir. Buna karşın Gelenekselci Ekol’ün varlığının, yapısının ve temel düşüncelerinin Türkçede de çok yönlü eleştirildiği görülmektedir.

    Bu kitap, Türkçedeki Gelenekselci Ekol eleştirilerini değerlendirmekle birlikte Gelenekselci Ekol’ün insana ve topluma gerçekten çözüm sunup sunamadığını da irdeliyor.

    97,50130,00
  • Gülme Teorileri

    Gülme ve komik konusuna teorik yaklaşan düşünürlerle sanatçıların meseleyi, felsefi yaklaşımların dışında, ağırlıklı olarak tiyatro oyunları çerçevesinde ele alıp anlamlandırmaya çalıştıkları görülmektedir. Gülme Teorileri, sinemanın gülmeyle komikliğe tragedyayla drama nispetle çok daha karmaşık ve derin bir zemin hazırlayan tabiatının yeniden muhakemesini gerektiren, daha önce fark edilmemiş sorularla imkânlara işaret etmektedir. Gülme teorilerinin zayıf yanlarının, hatta bazı kesinlik ifade eden yargılarının filmin zengin ifade imkânları içinde yeniden sorgulanıp zenginleştirilmesi gerekmektedir.

    Gülme Teorileri, Antik Yunan’dan günümüze değin öne çıkan düşünürlerle sanatçıların gülme, komik ve komedi anlayışlarını çeşitli açılardan değerlendirip tartışmaya açıyor. Bu kitap, ifadeye kavuşturulan teorik ve estetik sorular/sorunlar çerçevesinde, komedinin hem tiyatro hem de film düşüncesi ve estetiği bağlamında ihtiyaç duyulan araştırma, sorgulama ve muhakeme zemininin oluşmasına katkı sağlayacak, yeni arayışlara kapı aralayacaktır.

    120,00160,00
  • İslamcıların Devlet Tartışmaları

    Batı siyasal düşüncesiyle İslamî siyasal düşünce arasındaki uyumsuzluk Tanzimat yıllarından beri tartışılagelmiştir. Siyasal literatürümüzü zenginleştiren bu tartışmaların Türkiye İslamcılarının siyasal kavrayış evrenini etkilememesi; yeni yaklaşım, deneyim, gözlem ve pratiklerle beslenerek, güncellenerek zamanımıza değin sürmemesi beklenemez.

    İslamcıların Devlet Tartışmaları’nda, 1980-2000 yılları arasında İslamcıların yayımladığı dergilerde Batı siyasal deneyim ve aklının ürettiği ulus, ulus devlet, egemenlik, laiklik, demokrasi gibi kavramla Türkiye İslamcılarının millet, ümmet, şûrâ, İslam devleti, hilafet… gibi kavramlarla karşılık aramalarıyla kendi aralarındaki siyasal tartışmalar inceleniyor.

    225,00300,00
  • Kâinâtın Ritmi

    Görüşün imajlara hapsolduğu bir dönemde kulağa dair; duymak, işitmek ve hissetmeye dair bir kitap Kâinatın Ritmi: Ses Nefes ve Müzik. On beş yazarın sükûnetle müzikten yola çıkarak insanın kendi sesini, dolayısıyla kişiliğini bulma çabasının nasıllığı kitabın ele aldığı temel mesele.

    Ruhun varoluş âhengi hissettiği ânları, farklı yazarların birikimlerinden derleyen kitap, oluşumundaki çok sesliliğinden dolayı farklı dikkatlerle okumaya da imkân veriyor. Sesin ve nefesin sağaltıcı, diriltici etkisi; bazen sınırlar çizen bazen de sınırları yok eden müziğin gücü, birlikte duyumsanmaya çalışılıyor.

    Müziği notalardan ibaret zannedenler yanılıyor,
    dili kelimelerden ibaret zannedenler de öyle…
    Müzik notalarla, yazı kelimelerle arayıp bulduğu,
    derinleştirip ifadeye kavuşturduğu anlamlardan inşa oluyor.

    52,5070,00
  • Modernite Karşısında Boşnaklar

    Bu çalışma, her şeyden önce melankolinin üstesinden gelen, öfke ve isyandan daha da derinlere inen, bilimsel saygınlığı ortaya koyan yeni bir yaklaşımın oluşmasına katkı sunacaktır. Bu kitabın her sayfasında cömertçe aktarılan bilgi, Boşnakların öz geçmiş algılarına asil bir nitelik katacak ve onları içsel bir özgüvene dönüştürecektir. Prof. Dr. Ferid Muhic

    Profesör Fikret Karcic bu kitapta, modernite dalgasının Bosna-Hersek’te neden olduğu tarihsel sonuçların geniş ve ayrıntılı bir incelemesini sunuyor. Profesör Karcic, modern tarihimizdeki kanıtları kullanarak Avrupa topraklarında Müslüman bir millet olarak ortaya çıkan Boşnakların eşsiz tarihini anlatıyor. Prof. Dr. Enes Karic

    105,00140,00
  • Mustafa Kutlu Hikâyesinde Toplumsal Değişim

    Edebî eserin doğduğu toplumdan, coğrafyadan koparak melez ve belirsiz bir dikkatin, duyarlığın sözcülüğüne soyunması günümüz Türk edebiyatının en ciddi meselelerinden. Kurgu kahramanlarının hayattan değil de metinlerden türetilmesinden dolayı öyküyle romanın insansızlaşması biçiminde tezahür eden kimliksizlik, aidiyetsizlik Mustafa Kutlu hikâyelerinde yoktur. Coğrafyasını, insanını, geçmişini, ânını dikkatle gözleyerek yazan/anlatan Mustafa Kutlu, toplumsal değişim hızıyla dikkat çeken ülkemizin değişen insan, toplum, ekonomi, algı ve düşünme biçiminin de -amacı böyle bir şey yapmak olmadığı hâlde- çetelesini çıkarır: Okurunu siyasal, toplumsal ve iktisadî değişime tanık eder.

    Bu kitap, Türkiye’de 1980 sonrası yaşanan toplumsal dönüşümlerle iktisadî gelişmeleri, Mustafa Kutlu hikâyelerindeki tema, kahraman, mekân, olay ve durumlardan yola çıkarak yorumlama, açıklama çabasındadır.

    120,00160,00
  • Öğretmenlik Sevdası

    Öğretmenlik çok bereketli bir meslek. Tavrınız, davranışlarınız, düşünceleriniz, hayat algınız bir şekilde öğrencilerinizde çoğalarak devam eder.

    Değer verip elinden tuttuğunuz o gencecik, ürkek çocukların özgüvenle birer beyefendi, hanımefendi olarak mezuniyetlerini görmek tarifsiz bir mutluluktur. Bilinir ki onlar, yarının öğretmenleri, meslektaşlarımızdır.

    Tek taşla duvar örülmez. Öğretmenler, öğrencileriyle çoğalır. Her sabah sınıflara giren o öğretmenlerle yurt çapında halaya durmuş gibi olunur. O sınıflarda konuşanlar bir bakıma ilk öğretmenlerdir. Bu, heyecan verici olduğu kadar, sorumluluk da yükler.

    Hocaların hocası Cemal Kurnaz, elli yıllık öğretmenlik hayatının tecrübelerini paylaştığı Öğretmenlik Sevdası’nda, meslektaşlarının duygularına tercüman oluyor.

    135,00180,00
  • Serbest Okuma

    Edebiyat, okuru, serüvene nasıl çıkarır? Edebiyat okuru, nasıl bir serüvene çıkar? Okur, düşsel dünyalara açılmaktan haz duyan, gerçek dünya kaçkını bir kişi midir? Edebiyatın çağrısına uymanın kuralları mı vardır? Kelimelerle, cümlelerle, dizelerle aktarılan anlam ve katmanları arasında, sınırsız çağrışım düzeylerinde yaşanan okuma sürecinin doğruluğu, yanlışlığı sorgulanabilir mi? Edebiyat eserini doğru mu algılamalıyız, tutarlı mı? Metnin tutarlı yorumu, yorumları mı vardır? Turgut Uyar, Behçet Necatigil, İlhan Berk, Ahmet Oktay metinleri başta olmak üzere pek çok edebî metinden yola çıkarak tutarlı yorumlama süreçlerini biraraya getiren Serbest Okuma, edebî metinleri, şair/yazar yaşantılarıyla ilişkilendirmeden, sadece dil düzleminde okuma, yorumlama çabasıyla ‘yol olmayanı’ yürüyor.

    105,00140,00
  • Sinemada Dijital Dönüşüm

    Dijitalleşme süreci, günlük hayatımızın pratiklerini, toplumsal ve kültürel süreçlerini köklü dönüşümlere maruz bırakan, tarihin önemli kırılma evrelerinden. Nüfuz alanı, çarpan etkisiyle sürekli genişleyen, varoluşsal duruşumuzda, şuurumuzun hakikat ve gerçeklik ilişkisinde etik, estetik, ontolojik ve epistemolojik dönüşümlere yol açan bu sürecin, sanatı özellikle de sinemayı etkilememesi düşünülemez. Dijital dönüşüm, sinema tarihinin, analog ve dijital dönemlere ayrılarak karşılaştırılmasını, yeniden muhakeme edilip yazılmasını gerektiriyor. Sinema, çoktan dijitalleştiği hâlde, bu alanla ilgili ağırlıklı olarak analog dönem işlenmekte; sürecin etik, estetik, ontolojik ve epistemolojik sonuçları yeterince tartışılma-makta; konu, daha çok teknik düzeyde ele alınmakta ve anlaşılmaya çalışılmaktadır.

    Dijital dönüşümün sinemaya yansıyan etik, estetik, ontolojik ve epistemolojik boyutlarının sorgulanması, Sinemada Dijital Dönüşüm’ün ana sorunsalını oluşturuyor. Kitapta, son otuz yıla damgasını vuran dijitalleşme sürecinin, sinemaya etkileri, onu nasıl değiştirip dönüştürdüğü, bu dönüşümün ne anlama geldiği sorgulanıyor. Dijitalleşme sürecinin, sinemanın kendisiyle, gerçeklikle ve seyirciyle kurduğu ilişkiyi nasıl etkilediği irdeleniyor.

    97,50130,00
  • Toplumsal Gerçeklik ve Roman

    Toplumların hafızası, insanın bedeninde ve ruhunda derin izler bırakıp zamanla yavaş yavaş unutulduğu zannedilen ama aslında hep orada varlığını devam ettiren sancılı dönüşüm süreçlerinde ortaya çıkan acı tatlı hatıraların, duyguların ve anların bir toplamı gibidir. İşte sosyoloji de bu hatıralar bütününü hem kalbinde hem de zihninde taşıyan kolektif şuurun, toplumsal belleğin sistemli bir değerlendirmesini yapar. Böylelikle toplumun kültürel ve sembolik dünyasında kalan tesirlerin izini sürerek geçmişin yükünü çözümler ve bugüne taşır. Elbette dönüm noktası niteliğindeki sosyal/kültürel olayları çözümleyen böylesine derinlikli tahlil ve çalışmalar için de bu önemli toplumsal alt-üst oluşları ele alan ya da bu dönemlerde üretilen edebî metinler yol gösterici bir nitelik taşır.

    Toplumsal Gerçeklik ve Roman: Servet-i Fünûn Dönemi Türk Romanı’nda Birey ve Toplum, böylesi titiz bir çalışmanın ürünü. Üstelik siyasî şartlar nedeniyle toplumsal sorunlardan bilinçli bir uzaklaşmanın gözlendiği Servet-i Fünûn Dönemi’ni, bu dönemde yazılan romanlardan yola çıkarak değerlendiriyor. Elinizdeki kitap, bütün bu ayrıntılı tasvirlere yer verirken Cemil Meriç’in “çöken ülkeyi 33 sene ayakta tuttu” diyerek iradesini tasdik ettiği iktidarın edebî eserlere nasıl yansıdığını da gözlemliyor. Böylelikle romanın toplumsal alanla karşılıklı etkileşimini anlamaya çalışarak yalnızca sosyolojiye değil edebiyata da katkı sunuyor.

    225,00300,00
  • Türkiye’de İslamofobik Retorik

    Antik dönemde Yunanistan dışında yaşayan toplumlara Yunanlıların ‘barbar’ deyişi, modern zamanlarda Batılıların Batı dışı kültürlerin insanlarını ötekileştirmesinin esin kaynağını oluşturur. Aydınlanma sürecinde bile Batı, Doğu’yu ötekileştirmek için genetik kodlarından yola çıkarak ‘barbar’ yakıştırmasını seçer. Böylece Doğu dillerine, edebiyatlarına, kültürlerine, inançlarına karşı ötekileştirici yaklaşım derinleşir. Batı’da 19. yüzyıldaysa daha sonraları oryantalizme dönüşecek folklor araştırmalarıyla tanınmaya çalışılan Doğu, İslam üzerinden yeniden yorumlanır ve Müslümanları ‘öteki’leştirmenin yeni bir aşamasına gelinir. Bu aşamada İslam diniyle Müslümanlar şiddetle, terörle ilişkilendirilerek İslamofobik bir retorik geliştirilir.

    Türkiye gibi nüfusun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkelerdeyse insanların İslam ve Müslüman algılarını değiştirmek (kısmen) zordur. Buna rağmen ülkemizde de 2000’li yıllara doğru giderek yoğunlaşan İslamofobik bir retoriğin kurgulandığı bilinmektedir. Elinizdeki kitap, Türkiye’de üretilmek istenen İslamofobik dili (devrin) Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazetelerinden Refah-Yol Hükümeti örneğiyle inceliyor.

    427,50570,00
  • Türkiye’de Sinema

    Türk Sineması tanımlaması, öncelikle sinema tarihinin neşet ettiği yere ve ilgili coğrafyaya işaret ediyor. Mimari, müzik ve edebiyat gibi diğer bütün sanat dalları için de geçerli olacağı üzere, sinemaya da nitelik kazandıran asli unsur, öncelikle kendisinden neşet ettiği toplumun ve coğrafyanın tecrübe ettiği tarihsel kimliğe, değişim ve dönüşüm süreçlerinin açık bütünlüğüne nispetidir. Bu çerçevede Türkiye’de Sinema, sinema tarihi yazımının ülkemizde karşılaştığı sorunların kaynağına eğilmeyi deniyor, yeni ve farklı bütüncül yaklaşımların gereğine işaret ediyor, alternatif bir tarih yazımı için tartışma imkânı sunuyor. Bu maksatla, öncelikle geniş bir tarih muhasebesi ve dünya perspektifine nispetle Türkiye’nin durumu sorgulanıyor, tarih ve yazımına ilişkin süreçler tartışılıyor ve nihayet kitabın odak noktasını teşkil eden Türkiye’deki sinemaya geçiş yapılıyor.

    180,00240,00
  • Uluslararası Medyada Türkiye Karşıtlığı

    Batı medyası, dünyadaki zihin enerjisini; üreten ve tüketen zihnin enerjisi diye ikiye ayırıyor. Onlara göre Batılı kodlarla çalışma-yan zihin, kendine sunulanı tüketmek zorunda. Örneklerle Uluslararası Medyada Türkiye Karşıtlığı, Batılıların “tüketen zihin” algısına örneklerle itiraz ediyor. Kitabı oluşturan metinler, Türkiye’de iç siyasetle dış politikanın yoğunlaştığı süreçlerin dökümü niteliğinde. Ayrıca kitap, iç siyasetle dış politikanın ateşinin hem yükseldiği hem de düştüğü zamanlarda yabancı medyada yayımlanan köşe yazıları, haberler, fotoğraflarla Türkiye karşıtlığının hız kesmemesini gözden geçirip bu tutumun sebeplerini sorguluyor: Batı medyasının, Türkiye karşıtlığını, statik bir anlayışa dönüştürmesinin tarihî mirasla, kültürel dinamiklerle ilgisi tartışılıyor. Türkiye’nin çevresiyle ilişkilerinde “gelişmeleri dikkate izliyoruz” tavrını bir tarafa bırakıp gelişmelere müdâhil olması, gücünü ve operasyon yeteneğini arttırmasının Batı medyasına yansımalarını sunuyor.

    Örneklerle Uluslararası Medyada Türkiye Karşıtlığı, medyatik üretimlere kuşkuyla bakmayı, onları sorgulamayı, analizi ve düşün-sel diriliği öneriyor.

    150,00200,00